Kimyasal Bağ Kavramının Tarihsel Gelişimi

Binlerce yıldır maddeyi ve onun doğasını anlamaya çalışan insanoğlu farklı açıklamalar getirmeye çalıştı. İlk olarak Yunan filozof Demokritus her şeyin atom adı verilen taneciklerden oluştuğunu söyledi. Bunu Aristo’nun dört element teorisi izledi. Peki, bu atomlar nasıl bir araya geliyordu? Bu sorunun cevabı olan kimyasal bağ kavramı kimyanın temellerini oluşturan kavramlardan biridir.

Atomların şekilleri üzerine pek çok spekülasyon yapılırken, nasıl bir araya geldikleri üzerinde elle tutulur bir görüş yoktu. Yunan filozoflarından Demokritus ve Leucippus atomlar arasında bir etkileşim değil, bir çeşit çengel-yuva ilişkisi olduğunu belirttiler. Sonraki görüşler simyacılar tarafından ortaya atıldı. M.S. 1. yüzyılda yaşamış ve kadın simyacı olan Maria maddeler arasındaki çekimi şu şekilde ifade etmiştir:

İki farklı türü bir araya getirirsen aradığın şeyi bulabilirsin.

Bundan sonraki görüşler de Maria’nın sözleri gibi farklı maddeler arasında benzerlik kurularak, farklılıkların çekimi ifade etmiştir. 1280 yılında simyacı Albert Magnus çekim kavramını ortaya attı:

Kükürt, metallere benzer doğası gereği metallere saldırır.

Tamamıyla simya temelinde ortaya atılan bu görüşler modern bilimin doğuşu ile değişmeye başladı. İngiliz bilim insanı Isaac Newton (Ayzek Nivtın), yerçekimine benzer bir çekim kuvvetinin maddelerde de moleküler düzeyde olduğunu düşünüyordu. Sonraki bilim insanları kendi görüşlerini de Newton’ın bu çekim fikri üzerine temellendirdi.

Resim: Antik Yunanistan’da atomların birbirlerine çengel ile bağlandıkları düşünülüyordu.

Öğretmenler için öneriler

Yukarıdaki hikâyede kimyasal bağ kavramının tarih içerisinde nasıl ortaya çıktığına ve nasıl geliştiğine ilişkin bilgiler verilmiştir. Kimyasal bağ kavramının atom düşüncesi kadar eski olduğu ifadesi ile bir başlangıç yapılabilir. İlk kez Yunan filozoflarının “atomları bir arada tutan kuvvet nedir?” sorusuyla bu kavramın ortaya çıktığı söylenebilir. Ortaya atılan ilk fikirlerden birinin atomların kancalar ile birbirlerine tutundukları fikri resim 1 eşliğinde anlatılabilir.

İlerleyen yıllarda bir bayan simyacı olan Maria’nın “İki farklı türü bir araya getirirsen aradığın şeyi bulabilirsin” sözü ile ne demek istediği sınıf içerisinde tartışılabilir. Newton’ın kimyasal çekim ile yerçekimi arasında bir benzerlik olduğunu ifade etmesi bugünkü bilgiler ışığında sınıf ortamında tartışmaya açılabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir