Bakterilerin Keşfi

1620 yılında İngiltere’de geliştirilen mikroskop teknolojisi 1657 yılında Hollanda’ya ulaşmıştı.  Büyük bir heyecanla mikroskop satın alan Leeuwenhoek elinde yeni oyuncağı ile evine doğru yürürken biraz sonra göreceği şeylerin hayalini kurmaya başlamıştı.  Ancak incelemeye başladığında görüntünün bulanık ve bozukluğu onu büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Her zaman azimli biri olan Leeuwenhoek birkaç inceleme ve araştırmanın ardından kendi mikroskobunu yapmaya karar verdi. Büyütme oranı daha yüksek tek lensli bir mikroskop geliştiren Leeuwenhoek, eline geçen bir objeyi metrenin milyonda biri (1 mikron) oranında büyüterek inceleyebiliyordu.  İnsan saçı, arıların ağız kısımları, pireleri inceleyen Leeuwenhoek gördüklerini en ince ayrıntısına kadar düzenli olarak çizime döküyordu. Kimi zaman incelediği tek bir şeyin ayrıntılı çizimi bir gününü alıyordu. 1674 yılına gelindiğinde Su damlası, kan gibi pek çok sıvıyı incelemeye başladı.  Su damlası içerisinde küçük hayvancıkların yaşadığını söyleyen Leeuwenhoek, insan gözünün göremediği mikroskobik dünyayı keşfetmişti.   Büyüleyici olan bu durum inanılmazdı. Acaba başka nerelerde olabilirlerdi? Bunun üzerine her şeyi incelemeye başladı. Toz, kirpik, deri ve pire üzerinde bile bu hayvancıklardan gördüğünde gözlerine inanamadı.  Her yerdelerdi!

Bütün bakteriler zararlı mıdır?

Bakteriler hayvan mıdır yoksa bitki mi?

“Diş üzerindeki kir tabakasında (tartar) tüm krallıkta bulunan erkeklerden çok daha fazla yaşayan hayvan var. Eğer insanlar ağızlarını düzenli olarak temizlerlerse ya hiç ya da çok az hastalanacaklardır.” diyen Leeuwenhoek, bu hayvancıkların yani bakterilerin hastalığa yol açabileceğinden şüphelenen ilk kişi olmuştur. Sıcak kahvesinden aldığı örnekte bu hayvancıkların ölmüş olduğunu gözlemlemesinin ardından bu canlıların sıcağa dayanamadığını söylemiştir. Ancak yaklaşık 200 yıl sonra 1856 yılında Pastör’ün bunu kanıtlamasına kadar kimse bu görüşü ciddiye almamıştır.

Bakterilerin sınıflandırması…

Leeuwenhoek, amatör bir bilim insanıydı. Bakterileri sadece görmekle kalmadı aynı zamanda bu görünmez dünyada gözlemlediği canlıları karşılaştırmalar yaparak daha iyi anlamaya çalışmıştır.

Resim: Leeuwenhoek’un bakteri çizimleri

Çizimlerinde bugün coccus, bacili, spirochetes olarak bildiğimiz tüm bakteri türlerini göstermiştir. Morfolojik olarak yaptığı sınıflandırmada bakterileri küresel, çubuksu, ipliksi ve spiral şekilli olarak ayırmıştır.  İlerleyen yıllarda teknolojinin gelişmesi ve genetiğin anlaşılması ile birlikte bakterilerin sınıflandırılması genetik ilişkilerine göre yapılmaktadır. Leeuwenhoak, bakterileri hayvanlar alemi içerisinde tanımlamıştır. İlerleyen süreçte yaşayan canlılara yönelik bilgilerin ayrıntılanması ile bakteriler ne bitki ne de hayvan olarak adlandırılmıştır. Organizmalar 5 alem içerisinde sınıflandırılmıştır (Bitkiler, Hayvanlar, Mantarlar, Monera, Protista).  Bakteriler bu beş alemden monera alemine girmiştir. Arkeaların keşfi ile birlikte rRNA analizi ve genetik incelemeler sonucunda bugün organizmalar, bakteriler, arkealar ve ökaryotlar olmak üzere 3 domain altında sınıflandırılmaktadır.

Öğretmenler için öneriler

Öğrencilerin sınıflandırma konusuyla ilgili günlük hayattan ve geçmiş okul deneyimlerinden elde ettikleri ön bilgiler biyoloji tarihindeki gelişim sürecinde bakterilerin sınıflandırılması ile benzerlik gösterebilmektedir. Öğrenciler öğrenecekleri yeni kavramları dersten önce bildikleri kavramların üzerine inşa edecekleri için bilim tarihindeki benzer fikirler, öğrencilerin konu ile ilgili ön bilgilerinin farkına varmasında yardımcı olabilir.

Yukarıda anlatılan hikâye ile bazı sorular sorularak öğrencilerin kendi ön bilgilerinin farkına varması sağlanabilir. Örneğin;  “Bakteriler hayvan mıdır yoksa bitki mi?” sorusu öğrencilere sorularak cevap verilmesi beklenir ve verilen cevaplardan bilim tarihine benzer fikirlerin olup olmadığı gözlemlenmeye çalışılabilir. Öğrencilerin verdikleri cevaplara bağlı olarak bilim tarihindeki takip eden bilimsel düşünce ile aynı soru cevaplanmaya çalışılmalıdır. Bu sayede, öğrenciler bilim adamlarının da kendileri gibi düşüncelere sahip olduğunu görebilir ve kendilerini bilim adamının yerine koyabilirler.  Bu aynı zamanda öğrencileri sorulan sorulara cevap vermesi yönünde cesaretlendirebilir ve derse katılımın artmasına yardımcı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir